DoktorFizik
Instagram
Nörorehabilitasyon ve Ağrı Tedavisi [email protected] | 0542 215 80 80

Beyin Travması Sonrası Kişilik Değişikliği Olur mu?

Beyin hasarı sonrası kişilik değişikliği, davranış bozuklukları ve psikolojik problemler etkilenen beyin kısmına ve hasarın şiddetine göre görülebilen sorunlar arasındadır.

Kim olduğumuz ve bizi biz yapan şeyler pek çok felsefi tartışmanın konusu olmuştur. Kibarlık, sevecenlik, bencillik, sinirlilik gibi karakter özellikleri kimliğimizin önemli bir parçasıdır. Bunların yanında ahlaki değerlerimiz, duygularımızla başa çıkma şeklimiz, insanlara ve olaylara verdiğimiz tepkiler birey olarak özelliklerimizi tanımlar. Bu saydığımız özellikler beynimizden bağımsız gerçekleşmez. Beyin hasarı olan durumlarda kişiliğimizi inşa eden pek çok unsur etkilenebilir. Bu nedenle inme, beyin hasarı ve beyni etkileyen nörolojik hastalıklarda hasta yakınları sevdikleri kişinin değiştiğinden yakınabilir.

Phineas Gage vakası

Beyin travması sonrası kişilik değişikliği olabileceğini gösteren en ünlü örnek Phineas Gage vakasıdır. 1848 yılında demiryolu inşaatında bir patlama nedeniyle demir bir çubuk 25 yaşındaki Phineas Gage’in sol yanağından girip kafasının üstünden çıkmıştır. Bu kaza sonucu beyninin ön kısmında prefrontal korteks denilan bölge hasara uğramıştır. Gage kazadan sonra iyileşse de karakterinde önemli değişimler olmuştur. Kaza öncesi kibar ve sorumluluk sahibi biriyken kazadan sonra sorumsuz, sinirli ve kaba birine dönüşmüştür. Arkadaşları onun bambaşka birine dönüştüğünü söylemiştir.

Buna benzer çok sayıda vakanın görülmesi sonucu beynimizin prefrontal korteks kısmının davranışların yönetilmesi, duyguların düzenlenmesi ve insan ilişkilerinde uygun tepkilerin verilmesi gibi görevlerinin olduğunu biliyoruz. Bu nedenle beyin travması sonrası kişilik değişikliği oluşabilmektedir.

Beyin travması sonrası kişilik değişikliği olabilir

Beyin travması sonrası kişilik değişikliği hastaların tedaviye uyumunu zorlaştırmakta, sosyal ilişkilerini güçleştirmekte ve bakım verenlerde strese neden olmaktadır. Pek çok beyin hasarı hastasında depresyon, anksiyete, sosyal izolasyon gibi psikolojik sorunlar görülebilmektedir. Hastalarda bu sorunların çok sık olduğu ve iyileşmeyi olumsuz etkilediğinin anlaşılmasıyla beraber duygusal ve psikolojik destek beyin hasarı tedavisi ve rehabilitasyonunda önem kazanmıştır. Bilişsel ve davranışsal tedaviler, grup terapisi, hasta yakınlarının eğitimi ve gerektiğinde ilaç tedavisi yapılmaktadır.

Fonksiyonel açıdan iyi iyileşme gösteren beyin hasarı hastalarında bile kişilik değişimleri fark edilir boyutta olabilir. Hasta yakınlarının hastanın travma öncesi ve sonrası karakterini karşılaştırmaması önerilir. Bazen kişilik değişikliği, önceki karakter özelliklerinin daha yoğun izlenmesi şeklinde olabilir. Bazen ise yukarıdaki örnekteki gibi önceki karakterin zıddı olabilir. Her ne olursa olsun kişiyi karakterinden dolayı eleştirmemek ve yeni özelliklerini alaya almamak gerekir. Düşüncesiz yaklaşımlar hastanın sinirlenmesine, üzülmesine veya utanmasına yol açabilir.

Diğer bilişsel ve psikolojik sorunlar

Beyin hasarı geçiren kişilerde kısa süreli hafıza problemleri veya hafıza kaybı oluşabilmektedir. Genel olarak yeni şeyleri öğrenmek en zorken eski hatıralar canlıdır. Hastanın yeni şeyler öğrenebilmesi için dikkat dağıtıcı unsurların ortamdan kaldırılması ve odaklanmayı sağlayan öğrenme teknikleri ile bol tekrar yararlı olabilir.

Bazen travmatik beyin hasarı olan kişilerde duygu yoksunluğu veya duyguların uygunsuz dışa vurumu görülebilir. Kişide özellikle ilk dönemler gülme, ağlama, öfkelenme, istek gibi duygular olmayabilir veya alakasız bir şekilde bu duygular oluşabilir. Bu durum hasarın bir sonucudur. Hasta yakınları ve aile üyeleri hastanın bu tür tepkilerini kişisel almamalıdır. Duyguların yeniden kazanılması ve uygun duygusal cevapların öğrenilmesi rehabilitasyon hedefleri arasında yer alabilir.

Beyin hasarı hastalarında sinirlilik, bencillik, empati yoksunluğu, dikkat eksikliği, hastalığının farkında olmama, uygunsuz cinsel davranış gibi sorunlar oluşabilir. Bu sorunların fark edilip uygun yaklaşımların sunulması ihmal edilmemelidir.

No Comments

Post A Comment