İnme Tedavisinde Fark Yaratan 10 Nokta

İnme önde gelen ölüm ve engellilik nedenleri arasında olması ile ciddi bir halk sağlığı sorunudur. İnme olayları sigara içilmemesi, yüksek tansiyonun tedavi edilmesi, kolesterol düzeyinin düşürülmesi, şeker hastalığının tedavi edilmesi, fazla kiloların verilmesi, kalp ritm bozukluklarının tespiti ve gereken tedavilerin yapılması, hareketsiz yaşam tarzından vazgeçilmesi, sağlıklı beslenme gibi yöntemlerle %80’e varan oranda azaltılabilir. İnme tedavisi hızla gelişim göstermektedir. İnme oluştuktan sonra hemen tanınarak hastaneye en kısa sürede ulaşılması ve damar tıkanıklığına bağlı bir inme ise ve hasta gerekli şartları sağlıyorsa pıhtı eritici ilaçların verilmesi hastalığın hafif atlatılmasını sağlayabilir. Sonraki aşamalarda ise fizik tedavi ve rehabilitasyonun erken başlaması, hastanın yutma fonksiyonunun değerlendirilerek beslenmesinin düzenlenmesi, bacak damarlarında pıhtı oluşma riskinin belirlenip önlem alınması gibi konulara dikkat edilmesi, inme geçiren hastaların daha erken ve daha iyi sonuçlarla taburcu edilmesini sağlayabilir.

İnme Tedavisi Hızlı Gelişen Bir Alandır

İnme hastalığının yönetimi yıllar içinde görece hızlı bir değişim göstermiştir. Bu nedenle 10 yıl önce tıp fakültesinden mezun olmuş ve yeni gelişmeleri takip etmede yavaş kalan bir hekim en iyi tedavileri sunmakta yetersiz kalabilir. Çünkü inmenin önlenmesi ve tedavisine yönelik 10 yıl önceki bilgiler ile günümüz arasında önemli farklar bulunmaktadır. Bilimsel araştırmalarla etkinliği kanıtlanmış yeni yöntemlerin her hastane ve sağlık çalışanına aktarılması, gerçek hayatta olumlu farkların bir an önce sağlanması da ayrı bir çaba gerektirmektedir. Bu konuda yakın zamanda yapılmış bir çalışma dikkatimizi çektiği için paylaşmak istedik.

2019 Uluslararası İnme Konferansı’nda sunulan BRIDGE Stroke çalışmasında Latin Amerika ülkelerindeki hastanelerde kullanılan görece ucuz bir yöntem ile inme tedavi kalitesinin arttırılabildiği gösterilmiştir.

Çalışmanın odak noktalarından biri antitrombotik ve doku plazminojen aktivatör (tPA) gibi pıhtı eritici tedaviler ile damar tıkanmasına bağlı inmelere ilk saatler içinde yapılan müdahalelerdir. Çünkü doğru şekilde uygulandığında bu tedavileri ile hastanın hayatta kalma ve engelilik oranında anlamlı farklar olduğu bilinmektedir. Ancak bazen bu tedavilerin kullanımı istenen oranda olmamaktadır. Yapılan araştırmada gelişmekte olan ülkelerde pıhtı eritici ilaç kullanımı da dahil olmak üzere inme hastalarının tedavisini iyileştirmeye yönelik temel uygulamalar ele alınmıştır.

İnme Tedavisinde Fark Yaratan 10 Nokta

İnme tedavisi ve rehabilitasyonunda başarı oranına önemli derecede etki eden, öne çıkan 10 başlık şunlardır:

  • Antitrombotiklerin erken kullanımı
  • Tedavi penceresi içinde tPA (pıhtı eritici ilaç) kullanımı
  • Derin ven trombozundan koruyucu tedavi (bacak damarlarında pıhtı oluşumunun önlenmesi)
  • Acil kapısından girdikten sonra uygun hastalarda pıhtı eritici tedavinin 60 dakikadan kısa sürede başlanması
  • Yutma bozukluğu açısından tarama yapılması
  • Hastanın rehabilitasyon için erkenden değerlendirilmesi
  • Taburcu edilirken antitrombotik ilaçların düzenlenmiş olması
  • Kalpte atriyal fibrilasyon denilen ritm düzensizliği olan hastalarda antikoagülan tedavi verilmesi
  • LDL (düşük yoğunluklu lipoprotein) > 100 olan veya LDL değeri bilinmeyen hastalarda statin ilaç tedavisi verilmesi.
  • Sigaranın bırakılması için eğitim verilmesi.

Eğitim ve Geri bildirim ile Fark Yaratmak Mümkün

Çalışma kapsamında hastane personeline eğitim verilmiştir. Kalite ölçütleri her hastane için kendi çalışma koşulları ve çevresine göre modifiye edilmiştir. Eğitimde kalite ölçütlerine uyumu arttırmak için tedavi planı algoritması, kanıta dayalı öneriler içeren eğitim materyalleri, basılı hatırlatıcılar ve uyumla ilişkili periyodik geri bildirimler gibi yöntemler kullanılmıştır. Bu yöntemlerin etkinliği, herhangi bir müdahalenin yapılmadığı hastanelerdeki klinik uygulamalarla karşılaştırılarak değerlendirilmiştir.

Hastanelerde 10 performans ölçütüne gösterilen uyum birleşik bir puanla temsil edilmiştir. Buna göre 1,5 yıllık izlem sonunda eğitim alan hastanelerde uyum puanı %90,6 iken kontrol grubu olarak alınan diğer hastanelerde %77,5 olmuştur.

Diğer bir sonuç olarak bir hastanın alması gereken tüm tedavi ve bakımı aldığı “mükemmel bakım” oranı değerlendirilmiştir. Buna göre eğitim alan hastanelerde inme hastalarının %59,7’si, diğer hastanelerde ise %23,1’i 10 maddenin tamamını karşılayacak şekilde tedavi almıştır.

Eğitim verilmesinin etkisi bazı maddelerde daha fazla olmuştur. Bunlar yutkunma taraması, rehabilitasyon için değerlendirme, sigaranın bıraklılması için eğitim verilmesi ve tedavi penceresinde tPA uygulanmasıdır.

Çalışmada bundan sonraki hedefler tedavi kalitesini arttırmak için eğitim alan hastanelerde tekrarlayan inme sıklığında düşüş olup olmadığının belirlenmesi ve 1,5 yıllık izlemde gözlenen olumlu değişimlerin kalıcılığının sağlanması olarak belirtilmiştir.

Özetle…

Eğitim ve basılı materyallerden oluşan görece ucuz ve basit bir yöntem ile hasta bakımında kayde değer bir iyileşme olması bir yandan umut verici iken diğer yandan inme hastalarına yaklaşımdaki mevcut eksikliklere dikkat çekmektedir. İspanyolca ve Portekizce dilinde gerçekleştirilen ve Latin Amerika ülkelerinden uygulanan bu eğitim programı Türkiye dahil dünyanın diğer bölgelerinde de uygulanabilir. Ancak her ülke ve her hastanenin kendi koşulları için yöntemin modifiye edilmesi gerekebilir.

Kaynak: