DoktorFizik
Instagram
Nörorehabilitasyon ve Ağrı Tedavisi [email protected] | 0542 456 78 57
 

Omurilik Yaralanması

Omurilik yaralanmaları en sık olarak travmaya bağlı gerçekleşir. Trafik kazaları, yüksekten düşme, sığ suya atlama, ateşli silah yaralanmaları travmatik omurilik yaralanmalarının başlıca nedenleridir.

Omurilik yaralanması, omuriliğin travma, dolaşım bozukluğu, enfeksiyon, tümör gibi çeşitli nedenlerle zedelenmesi ve fonksiyonunda tam veya kısmi kayıp olmasıdır. Omurilik yaralanmaları en sık olarak travmaya bağlı gerçekleşir.

Omurilik Yaralanması

Omurilik beyin ile vücut arasındaki iletişimi sağlayan sinir sistemi organıdır. Beynin tabanından belin ortasına dek gövdemizin arkasındaki omurga içinde, kendine ait kanal boyunca uzanır. Vücuttan alınan duyu sinyalleri önce omuriliğe, oradan da beyne iletilir. Beyinde oluşturulan hareket emirleri ise omurilik boyunca aşağı iner ve oradan çıkan sinirler yoluyla ilgili kaslara ulaşır. Bunların yanında kalp hızı, kan basıncı, mesane ve bağırsak kontrolü, terleme gibi fonksiyonlar da omuriliğin sağladığı iletişim kanalı üzerinden düzenlenir.

 

Omurilik yaralanması, omuriliğin travma, dolaşım bozukluğu, enfeksiyon, tümör gibi çeşitli nedenlerle zedelenmesi ve fonksiyonunda tam veya kısmi kayıp olmasıdır. Omurilik yaralanmaları en sık olarak travmaya bağlı gerçekleşir. Trafik kazaları, yüksekten düşme, sığ suya atlama, ateşli silah yaralanmaları travmatik omurilik yaralanmalarının başlıca nedenleridir. Bu tür travmalarda bazen omurga kırığı olur ancak içerdeki omurilik zedelenmez. Bu takdirde felç gelişmeyecektir. Omurilik yaralanması olduğunda, yaralanma seviyesi ve altında vücutta his kaybı, kaslarda güçsüzlük, mesane ve bağırsak fonksiyonlarında bozulma, tansiyon problemleri, vücut sıcaklığının kontrolünde bozulma gibi sorunlar ortaya çıkar. Bu klinik tablo omurilik felci olarak bilinir.

 

Omurilik yaralanması ne kadar yukarı seviyede olmuşsa omurilik felcinin sonuçları o derece ağırdır. Örneğin bel seviyesindeki bir omurilik yaralanmasında sadece bacak ve ayak bileklerinde kısmi zayıflık olabilirken sırt seviyesindeki yaralanmada bacaklarda tam güçsüzlük gelişebilir. Boynun üst seviyelerindeki bir omurilik yaralanmasında ise hem kollar hem de bacaklarda felç olabilir. Tıbbi olarak boyun seviyesi C harfi ile simgelenir; yukarıdan aşağı C1’den C8’e kadar numaralanır. Sırt seviyesi T1’den T12’ye kadar 12 seviyedir. Bel seviyesi L1’den L5’e kadar 5 seviyedir. Son olarak en aşağıda kuyruk sokumu seviyesi S1’den S5’e kadardır.

 

Tam ve Kısmi Omurilik Felci

 

Omurilik yaralanmalarının çoğunda omurilikte tam bir fiziki kopuş veya kesi söz konusu değildir. Omurilik organı yapısal olarak devamlılığını sürdürmesine karşın fonksiyonu bozulmuş yani sinyal iletim kabiliyetini yitirmiştir. Yaralanmanın ciddiyeti fizik muayene ile anlaşılır. Omuriliğin en alt seviyesinde fonksiyon belirtisi varsa bu durumda kısmi (inkomplet) yaralanma olduğu sonucuna varılır. Eğer omuriliğin en alt seviyesinde muayene ile korunmuş fonksiyon belirtisi görülmezse tam (komplet) yaralanma olarak değerlendirilir. Kısmi yaralanmalar yaralanma seviyesi altındaki kas gücü ve duyunun korunma derecesine göre sınıflanır. Omurilik yaralanmasının seviyesi ve derecesinin belirlenmesi fizik tedavi ve rehabilitasyon hedeflerinin belirlenmesinde yol göstericidir.

Omurilik Yaralanmasının Etkileri Nelerdir?

 

Yaralanma seviyesine göre omurilik felcinin etkileri değişir. Boynun üst seviyesi demek olan C4 seviyesi yukarısındaki yaralanmalarda her iki bacak ve kola ilaveten kişinin solunum kaslarında da felç gelişebilir ve solunum cihazına bağlanması gerekebilir. C5 seviyeli yaralanmalarda omuz ve dirsek hareketi vardır fakat kişi el bileği ya da elini hareket ettiremez. C6 seviyeli yaralanmada el bileği hareket ettirilebilir fakat parmak kontrolü yoktur. C7 ve T1 yaralanmalarında kollar dirsekten uzatılabilir ancak el becerisi zayıftır. T1 altı seviye yaralanmalarda kol ve el fonksiyonları korunmuştur, sadece bacaklar etkilenir. T1’den T8’e kadar olan seviyelerde gövde ve karın kasları zayıf olduğundan gövde kontrolü zayıftır. T9 ile T12 seviyeleri arasındaki yaralanmalarda ise gövde kontrolü ve oturma dengesi iyidir. L ve S seviyeli yaralanmalarda kalça ve ayak bileği etkilenmektedir. Bu saydığımız özellikler tam (komplet) omurilik felçleri için geçerli olup kısmi (inkomplet) felçlerde yaralanma seviyesi altında korunmuş fonksiyonlar olduğundan daha iyi klinik görünümler olabilir.

 

Omurilik felci yüksek seviye yaralanmalarda kan basıncı ve vücut ısısının düzenlenmesinde sorunlara yol açabilir. Mesane ve bağırsak fonksiyonları da çeşitli derecelerde bozulabilir.

 

Omurilik Yaralanması Tedavi Edilebilir mi?

 

Şu an için omurilik yaralanmasını tam olarak tedavi eden bir yöntem yoktur. Travmatik yaralanmalarda omurga kırığı varsa ameliyat ile stabilize edilmektedir. Travmaya bağlı ödemi azaltmak için erken dönemde bazı ilaç tedavileri uygulanabilmektedir. Omurilik felci oluştuktan sonra özellikle kısmi felçlerde belli bir iyileşme görülmektedir. Tam felçlerde de iyileşme olabilir ancak bunun oranı daha azdır. İyileşme süreci 1,5 yıla kadar uzayabilmektedir. Omurilik felci hastalarında fizik tedavi ve rehabilitasyon çok büyük önem arz etmektedir. Omurilik felcine bağlı yitirilen fonksiyonların tam olarak geri getirilmesi mümkün olmasa da her alanda en iyi tıbbi bakım ve tedavilerin uygulanması ile bu kişilerin yaşam süresi ve kalitesi artmaktadır. Rehabilitasyon belli bir kısım omurilik felci hastasında fonksiyonel iyileşmeye de yardım etmektedir.

 

Omurilik Felci Rehabilitasyonu

 

Omurilik felci vücudu şoka sokan bir olaydır. Yaralanma seviyesinden aşağıdaki vücut kısmı ile beynin bağlantısı kesilir. Daha önce beynin çaba göstermeden yönettiği vücudun artık bilinçli olarak bakımı ve kontrol edilmesi gerekir.

 

His duyusu kaybolduğu için bası yarası oluşmasını önlemek için sık sık pozisyon değişimi ve cilt kontrolü gerekir.

 

İdrar hissi kaybolduğu için temiz aralıklı kateterizasyon (TAK) denilen yöntem ile mesanenin günde ortalama 6 kez tek kullanımlık sonda ile boşaltılması gerekir. Bu yöntemde kalıcı sondaya kıyasla idrar yolu enfeksiyonu oluşma riski daha azdır.

 

Kemik erimesini önlemek ve tansiyon kontrolünü sağlamak için kişi kendi gücüyle ayağa kalkamasa bile çeşitli yardımcı cihazlarla (tilt masası, robotik yürüme cihazları) ayağa kaldırılıp yürüme hareketleri yaptırılır.

 

Eklem tutukluğunu önlemek için kol ve bacak hareketleri yapılmalıdır.

 

Solunum kasları zayıf olan kişi için solunum fizyoterapisi hakkında eğitim verilir, böylece akciğer enfeksiyonu gelişme olasılığı azalır.

 

İstenmeyen kas kasılması (spastisitesi) olan kişiler için eğer kasılmalar birkaç kasa sınırlı ise botulinum toksin A enjeksiyonları yararlı olabilir. Yaygın spastisitesi olan ve daha basit yöntemlerin etkisiz kaldığı hastalarda ameliyat ile yerleştirilen “intratekal baklofen pompası” denilen cihaz ile bu kasılmalar azaltılabilir.

 

Omurilik felçli hastaları iyileştirmeye yönelik kök hücre, omurilik stimülasyonu, nöral protez gibi teknikler üzerinde çalışmalar sürmektedir. Bazı ümit verici vaka bildirimleri olsa da bu yöntemler henüz deneysel aşamadadır.